1 Nisan 2010 Perşembe

Aşkı Anlatmanın Tek Yolu

“Aşkı anlatmanın en iyi yolu” diye başlayan her reklam, her iletişim malzemesi, her şarkı sözü göndermesi, kadın dergilerinin her yıl bir iki değişiklikle tıpkı basımını yaptığı köşeler, tümü ruhları zehirlemek için anlaşmış gibiler. Hepimiz, kendimizi aşık olduğumuza inandırdığımız kişilere aşkımızı ispat derdine düşmüşüz. “Şu kadarcık şey yeter” ile “tek taşımı kendim aldım” arasında sıkışık kaldık. Bağımsızlığımızın kinayesini bile pırlanta üzerinden yapıyoruz artık.

Aşkı anlatmanın, gerçekten aşık olmaktan başka yolu yok! Aşk, kendini kimseden saklayamaz. Değişen kalp ritminiz bile sizi ele verir; size bugünlerde bir şey olmuştur, saçınızı değiştirmişsinizdir galiba, yok yok cildinizde mi bir pırıldama vardır? Aşk kendini gösterir. Yeme içme temponuz, uyku düzeniniz değişmiştir. Yok yere gülmeler, yok yere ağlamalar ensenizdedir artık. Kontrolsüzlüğün keyfini çıkarmaya bakarsınız, belki de yarın olmaz diyerek.

Aşık olduğunuz adam/kadın, siz söylemeden bilir bunu. Aşk sözcükleri, pastadaki şeker hamurundan süsler gibidir. İştah açar, keyif verir, altını çizer lezzetin ama çoğunlukla yenmezler. Bunlara gerek yoktur demiyorum elbette, lezzetli ama bulamaç gibi görünen bir tatlıdan yeğdir her zaman şık bir pasta. Ancak aşık değilken aşık gibi yapmak adına alınan hediyelerin, verilen sözlerin, sarf edilen kelimelerin, kreması ekşimiş pastadaki şeker hamurundan farkı yoktur.

Aşkı anlatmanın tek yolu gerçekten aşık olmaktır.

6 yorum:

Adsız dedi ki...

Aşk vitrine duran ve yalanarak baktığınız kremalı pasta gibidir.Bir dilim alıp yedinizmi yalanma özenme açlık gider.

Adsız dedi ki...

Gerçek aşkla,sahte aşk benzetmene hayran oldum.Bence kimse karşı tarafın tad alma duyusunu yok saymasın.Taze pastayıda,ekşimiş pastayıda süsü ne olursa olsun dilinin ucuyla,yutmadan hisseder.Ya yutar yada tabağı iteler...Karşı komşumun güzel kızı tebrikler....

Simge Üngör dedi ki...

Güzel yazı!
Bu kampanyanın birilerini daha rahatsız etmesine sevindim.
Tamam. Pırlantayı satmak lazım, lazım da bunu biraz kafayı çalıştırarak yapsak nasıl olur? Taraflardan birini mücevher düşkünü, "aşk"ı karşılığında erkeklerden maddi karşılıklar bekler, karşı tarafı da bunu sadece “para” ile sağlayabilecek acz içinde göstererek, o pırlantayı hala daha nasıl satabiliyorsunuz, ben de ona inanamıyorum.

Imar Bankasının bir zamanlar “Otomobillendir beni Macit” i vardı, aynı hikaye.

Adsız dedi ki...

"Aşık olduğunuz adam/kadın, siz söylemeden bilir bunu" bu cümlenin üzerine ne söylenir ki?

Adsız dedi ki...

güzel bir yazı olmuş yine . bende katılıyorum 'aşkı anlatmanın en güzel yanı gerçekten aşık olmaktır' başka lafa gerek yok :)

Adsız dedi ki...

Doğru yazıya ne denir?:)
ellerine sağlık...
Hakan Barut

Yorum Gönder