25 Ocak 2010 Pazartesi

Sadakatin Sahicisi

Sadakatin hakikisi, kendiliğinden gelendir. Ötesi, egomuzu karşımızdaki üzerinde tatmin etme bencilliğinden başka bir şey değil.

Sevmek yerini, başka hiçbir şeyi bu kadar sevmemek koşuluna bıraktığında, prangalar geçirildiğinde ruhlara, kafeslere kapatılıdığında en samimi hevesler, sadakat riyayla kol kola girer. Sadece size dokunduğundan emin olduğunuz kişinin, rüyaları artık tekinsiz, hayalleri günahkar, vicdanı kaygılıdır. Siz kendinizi sadık bir eşin varlığıyla taçlandırır, mutluluk oyununuzu büyük bir neşeyle sürdürürken o, görmemek, duymamak, koklamamak, dokunmamaktan yarım, eksik, size cam gibi öfkeler biriktirir. İlk anlaşmazlıkta kırılıp, sizi kanatmaya hazırlanan cam gibi öfkeler...

Başkasını sevebilmek de bir insanlık hakkı! Gizliden sürdürülecek bir suç değil. Bu haktan, formlar, normlar yani normal olmak, dışlanmamak adına vazgeçilmesi, bir erdem, bir ulvi duruş kabul edilse de, insanın kendine ihanetidir. İhanet, toplumsal düzen adına nasıl olur da dürüstlük ve sadakat olarak adlandırılabilir?

Başkasını sevme hakkını kullanmak da yürek ister elbette. Kararın arkasında duracak gücü ister. Aşk, zayıflıkları affetmez, küçük yürekleri sevmez, kolaycılığın başladığı yeri herkesten önce o terkeder. Herşey basit bir cinsellikten ibaret kalır, öteye geçmez, geçemez. Hesaplandığı gibi gitmeyince yeni hevesler, elde bir olana dönmek de dönülenden çok kendine nankörlük etmektir.

“Beni sana bağlayan aşktan başka ne var?” diyebilmeliyiz karşımızdakine. Ancak böyle bir aşka duyulan güvenle, huzur içinde sürebilir ilşikiler. Samimiyet kazanır. Derinlik kazanır. Kaybedilmesinden korkulan şey, statü, kolay yaşam olanakları ya da alıştığınız rehavet ise, kim samimi bir sadakatten söz edebilir? Giden birinin size değil, alıştıklarına, kolay ve güvenli olana dönüşünü bir aşk zaferi diye kutlamayı aklınızdan bile geçirmeyin.


Sevgiliniz, eşiniz, hayat arkadaşınız, sizinledir ama sizin değildir. Kölelik kavramına hararetle karşı durup da sevgiliyi köleleştirme çabası insanın insana en büyük ihaneti değil midir? Size ait olmadığındandır zaten kutsallığı size duyduğu aşkın. Siz egemenlik kurmadan da size gelişidir sevgilinin. İsteyerek kalışıdır yanınızda, gönüllü vazgeçişidir başkalarından. Sadakat, sadece içten geldiğinde sahicidir.

Asıl erdem, insanın insanı olanca doğallığıyla kabulü, artık sevmediğinden gidenin affı ve ardından tutulan asil yastadır.

9 yorum:

Adsız dedi ki...

eline sağlık Gökçecim.
Hakan Barut

Adsız dedi ki...

cok teşekürler elinize saglık gökce

Adsız dedi ki...

Sevgiliniz, eşiniz, hayat arkadaşınız, sizinledir ama sizin değildir..
Bu söz sanırım konunun özeti.

Adsız dedi ki...

Merhaba Küçük Hnm,

aŞk sende paranoya :) buna karar verdim. Konu başlığı öbemli değil. All the way to it.

Küçüğüm , gönül bir oda.Fakat öyle bir oda ki bütün evreni alsa içine deryada su damlası olmaz. İçinde yemek , içmek ,dev ekran lcdler rezistanslı deri koltuklar , 300 btu klimalar , patlamış mısır, doritos ve dipsosuna kadar var. Kapı hep açık , ardına kadar açık. Herkes için ayrılmış yerler var. Bir yer var ki eşi , benzeri yok. Zaten tek olan için ayrılmış. Bazı yerlerde önceden kadri , kıymeti olanlara ayrılmış. Ne demiştik ? Kapı hep açık. Gelenede gidenede ... Sadakat mı ? Bunu sürdürebilmek.

Gökçe Ilgaz dedi ki...

Kapıların kapanmadığı ama açık da olmadığı, aralık kaldığı durumlar için ne demeli?

Adsız dedi ki...

Aslında açık bırakan onun kalbi değildir senin kalbindir.Zaten açık bıraktıysa eğer o emin değildir emin olmuyorsa sen 2 kez düşün senin hakkında emin olmayan birinin kalbinde yer almak istermiydin diye.

Müge dedi ki...

Tek inandığım ve peşinden gittiğim erdem "samimiyet". Her türlü ilişki biçimi için.

Partnerini "sevgi" kisvesi altında esir alan, yaptığı her saçmalığa bahane olarak "sevdiğim için yaptım" diyen ve affedilmeyi umanları geçtim, bu nedenle affedenleri de kalpten/beyinden/bedenden sınır dışı etmeli. İnsan hakları denen şey ikili ilişkilerde de unutuluyorsa, yalnız yaşarım daha iyi.

Adsız dedi ki...

Aşkın mantıksal sıralaması

Kendimi farkettim,
beni farketmeliler,
beni yalnız o farketti,
onu yalnız ben farkettim,
o beni seviyor
Ona aşık oldum,
ben onu seviyorum
beni eskisi kadar farketmiyor,
onu eskisi kadar farketmiyorum,
onu yanliş anlamışın
beni birileri farketmeli..
...............

Umut Eroğlu dedi ki...

gözlemler muhteşem

Yorum Gönder